Sanatsal Üretimin Mahkemelerce Denetlenmesi Ya da Sanata Yasal Yolla Müdahale Edilmesi Üzerine

Edebiyat

Sanatsal Üretimin Mahkemelerce Denetlenmesi Ya da Sanata Yasal Yolla Müdahale Edilmesi Üzerine

Kemal ASLAN

 

Zaman zaman mahkemelerin sanatsal üretime müdahaleleri olmaktadır. Siyasal iktidar, uygun görmediği “zararlı” olarak nitelendirdiği sanatsal üretimin topluma ulaşmasını engelleyebilmektedir. Bu konuda “müstehcenlik”, “toplum ahlakı” gibi genel ifadelerle hem sanatsal ürünün hem de sanatçının yargılanması söz konusu olabilmektedir. Sanat ve sanatçı özgür ortamda müdahalenin olmadığı zeminde gelişir, boy atar. Tersi durumlarda korkuyla yapılan sanat olmaz. Olsa olsa geçmişte yapılan ve kabul gören eserlerin birer kopyası olur. Bu da yeni fikirlerin, tartışmaların doğmasına yol açmaz; tersine kısır bir tartışma ortamıyla çevrelenmiş bir halin yeniden yaşanmasını sağlar. Belki de temel amaç budur. Çünkü sanat eserleri olasılıkları gündeme getirir; yaşamın değişebileceğini; var olan hayatın aşılabileceğini, yaşamın durağan değil; dinamik olduğunu gösterir. Bu da pek istenilen, kabul gören bir durum değildir hegemonyayı sürekli üretmek zorunda kalanlar açısından. Unutulmamalıdır ki siyasal iktidarlar sanat yoluyla da toplumda hegemonyalarını kurmak ister. Bunu başaramadıklarında sanatçıya yönelik baskılar artar, yasal uygulamalar devreye sokulur.

Bu konuyu yazmak Moliere’nin İnsan’dan Kaçan adlı oyununu izleyince aklıma geldi.  Oyunda aristokrat olan Oronte,benzer sınıfdaşları olan  Alcese ve Philente’ye yazdığı soneyi okur. Bu sahne, Molière’in dönemin sosyo-kültürel yapısını ve edebiyattaki sahtecilikleri hicvettiği bir bölümdür. “Umut” adını taşıyan sone şöyledir:

“Umut, gönlümdeki en parlak yıldızdır// Karanlıkta yolumu aydınlatan ışık// Sonsuzlukta kaybolmaz, bitmez arzudur// Kalbimde yaşar, ölmez hiç, bitmez hiç.”

Oronte, daha sonra bu şiir hakkında Philente ve Alceste’nin ne düşündüğünü sorar. Bir anlamda o, yazdığı sonenin mükemmel olduğunu düşünürek Alceste’dende onay bekler. Philente, ortama uygun davranmayı seçtiğinden, şiiri beğendiğini söyler. Alceste, önce genel ifadelerle konuyu geçiştirmeye söyleyeceklerini örterek ifade etmeye çalışır. Ama Oronte onun söylediklerini açmasını ister sürekli. O zaman sanatın gerçekliği ifade etmesini savunan Alceste, şiiri açıkça beğenmez, edebi kalitesizliğini ve biçimsellikten uzak olduğunu belirterek eleştirir. Alceste, Oronte’nin ısrarlı tutumu karşısında şiirin yapmacık, içtenlikten uzak, yapmacık, niteliksiz olduğunu, estetik değer taşımadığını belirtir. Bir tür kelimelerin peş peşe sıralandığı biçimsel olarak soneye benzese de içeriğin anlamlı olmadığı dizelerden dolayı Alceste, haklı olarak eleştiride bulunur. Hatta Oronte’nin yazdığının şiir bile olmadığını söyler. O, bu görüşleriyle döneminin sahte estetik anlayışlarına yönelik eleştiride de bulunur.

Oronte ile bu konuda aralarında tartışma çıkar ve konu mahkemeye kadar intikal eder. İlginç olan aristokrasi döneminde bir eserin şiir olup olmadığının belirlenmesine, mahkemenin karar vermesi, ya da böyle bir alanın da mahkeme kapsamında görülmesi. Moliere, bu oyunuyla her şeyin yasal çerçeveye sokulabileceğini öngördüğü söylenebilir. Bu, günümüzde de sıkça rastlanılan ve yetki aşımı içeren bir konudur. Bir sanat eserinin sanat olup olmadığına karar verecek olan okuyucular, eleştirmenler, yazarlar olabilir. Ama mahkemeler değil! Dolasıyla günümüzde de benzer konuların mahkemelerin yetki alanında görülmesi hukukun hayatın her alanına yayılması, hayatı kuşatması anlamına gelir. Bu tehlikeli bir yöneliştir. Bir sanat eserinin sanat eseri olup olmadığını belirleyecek olan mahkemeler olamaz. Çünkü sanat eseri kurmaca ya da gerçekliğe dayansa da yarattığı imgesel gerçekliğin eşsiz ve biricik olup olmadığı, yeni bir anlayış getirip getirmediği, insani durumlara yönelik bir kavrayış zenginliği sağlayıp sağlamadığı yazarlar, eleştirmenler ve okuyucular tarafından dile getirilebilir. Eser ve yazan eleştirilebilir. Ama hakkında kesin bir hüküm içeren karar ve geleceğe yönelik bir yaptırım uygulamaz.  Oysa mahkemelerin tam da yaptıkları budur, bundan dolayı da sorunludur. O zaman mahkemelere göre sanat yapılması, içtihatlar yoluyla belirli bir anlayışın dayatılması söz konusu olur. Bu karşı çıkılması gereken tehlikeli bir gidiştir. Sanatsal üretimi etkiler, tek tip ürünlerin ortayı çıkmasına yol açar. Entelektüeller, bu konuda tavır almalı ve kamuoyuyla görüşlerini paylaşmalıdır.

 

 

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.