Kaosun İçinde Bir Özlem
Yaşamın koşturmacası içinde günün bunaldığım bir anında kitaplığımdan rastgele bir şiir kitabı alarak o kitaptan birkaç şiir okuyup bana hissettirdikleri üzerine düşünerek odak noktamı bir nebze de olsa değiştirme alışkanlığım vardır. Yine o anlardan biriydi bugün ve çok sevdiğim Melih Cevdet Anday şiirleriyle baş başa kalmıştım. İlk çevirdiğim sayfada karşıma “Düzenli Dünya” şiiri çıkıverdi.
‘’Bayılırım şu düzenli dünyaya
Kışı yazı
Baharı kışı
Gecesi gündüzü sırayla’’
Melih Cevdet Anday’ın “Düzenli Dünya” şiiri, ilk bakışta basit bir dünya övgüsü gibi görünüyor olsa da aslında insanın varoluşsal kaygılarını, düzen arayışını ve bu düzenin kırılganlığını ne kadar da derin bir ironiyle işliyor. Şiirin başındaki “Bayılırım şu düzenli dünyaya” dizesi, bir hayranlıktan çok, içinde bulunduğumuz düzenin ne kadar hassas ve tehdit altında olduğuna dair bir farkındalık içeriyor.Şair, doğanın ve yaşamın belirli bir ahenk içinde işlediğini hatırlatıyor bizlere. Şiirde mevsimler sırayla gelir, gece gündüzü takip eder, ağaçların kökü toprakta, dağların başı gökyüzündedir. Bu düzen, insanın güven duygusunun temeli olmalı. Ancak Anday’ın yaptığı şey yalnızca bu düzeni anlatmak değil; o, bu düzenin bozulma ihtimalini de ustalıkla aynı şiirin içine yerleştirmiş.
“Ağaçların kökü içerde
Bütün ağaçların kökü içerde
Dağların başı yukarda
Bütün dağların başı yukarda”
Özellikle şiirin ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkan tersine dönüş ihtimalleri, kökün dışarı çıkması, dağın baş aşağı gelmesi aslında düzenin ne kadar kırılgan olduğunu göstermiyor mu? Bu noktada şiir, bana göre bir doğa betimlemesinden çıkarak felsefi bir sorgulamaya dönüşüyor. Eğer düzen bozulursa, insan neye tutunur?
“Beş parmak yerli yerinde
Baş işaret orta yüzük serçe
Diyelim kalksa da serçe
Orta parmağa doğru yürüse
Ne haddine!
Yahut akasyanın biri
Başını toprağa daldırdığı gibi
Bir gezintiye çıksa”
Bugünün dünyasına baktığımızda, Anday’ın “düzenli dünya”sının aslında ne kadar uzak bir ideal olduğunu daha da net görüyoruz. Küresel krizler, savaşlar, iklim değişiklikleri ve toplumsal eşitsizlikler, şiirdeki düzen fikrini adeta tersine çeviriyor. Ağaçların kökleri yerinden sökülürken, şehirler ve toplumlar da kendi iç dengelerini kaybediyor. İnsan aklının “başında” olması gerektiği bir dünyada, çoğu zaman aklın yerini kaos, öfke ve belirsizlik alıyor.Bu bağlamda “düzenli dünya” artık somut bir gerçeklikten çok, bir metafora dönüşmüş. İnsanlığın ulaşmak istediği ama sürekli elinden kaçırdığı bir denge hali. Anday’ın şiiri, bu metaforu ironik bir dille sunarak bana şunu düşündürüyor: Belki de düzen dediğimiz şey, var olan bir durumdan çok, sürekli yeniden kurmamız gereken bir çabadır.
“Merhaba kestane, merhaba çam
Selamün aleyküm, aleyküm selam
Kimsin, nesin, nerelisin derken
Laf açılır mı bizim akasyanın kökünden…”
Şiirin sonunda geçen “Altta ölüler / Üstte diriler” dizeleri bu düzenin en temel doğanın kaçınılmaz gerçeğini hatırlatıyor. Yaşam ve ölüm bile kendi içinde bir düzen barındırıyor.
“Bir uğultudur başlar rüzgârda
Kökü dışarda, kökü dışarda!
Yahut ne olur koca bir dağ
Baş aşağı gelsin…
Aman Allah göstermesin. ”
“Düzenli Dünya” şiiri, düzene olan ihtiyaca ve modern dünyanın bu ihtiyacı nasıl tehdit ettiğine dair güçlü bir felsefi metin aynı zamanda. Düzen, kendiliğinden var olan bir şey değil, korunması ve yeniden kurulması gereken bir dengedir. Günümüzün “kaotik” dünyasında bu şiir, bize hem bir uyarı hem de bir hatırlatma mıdır?
“Bayılırım şu düzenli dünyaya
Altta ölüler
Üstte diriler
Gel keyfim gel”
Eser Ceran Erdi
Yeni yorum ekle