Sennur Sezer’in Direnç Şiirleri
Sennur Sezer; şiirlerinde fakir ailelerin, işçilerin, çiftçilerin, dilencilerin, çingenelerin hayatla kavgalarını, “deri, mürekkep ve tütün kokuları” eşliğinde okura imgesel bir dille aktarır. “Ozan, yazdıklarının yetkinliğine bütün kalbiyle inanamayan, yazdıklarıyla yetinemeyen insandır.”[1] diyen Sennur Sezer, şiirlerini derlediği kitabının kişisel tarihinden çok Türkiye’de yaşayan bir işçi kadının günlüğü olduğunu düşünür. Direnç Şiirleri; sesini baskılara, kıyımlara karşı yükselten, bireysel ve toplumsal özgürlüğe önem veren kadınların tanıklığıdır. DirençŞiirleri’nde ezilen insanların duyguları toplumsal ve siyasal tarihin çerçevesinde dile getirilir. Şiirler, ezilenlerin sesleriyle ve fabrika düdükleriyle ivme kazanır. Metinlerin omurgalarını oluşturan unsurları direnç temellendirir. Gözlemlerle örülmüş şiirlerde, kişisel ve toplumsal meseleler öne çıkarken gerilim hissedilir.
Şiirin kılcal damarlarında ilerleyen Sennur Sezer, feminist şiirin güçlü damarıdır. DirençŞiirleri’nde günlük yaşama katılan duygular ve hayata şahit olan eşyalar, toplumsal meseleler kadar kuşatıcıdır. Zamanın ve mekânın ruhunu yansıtan şiirler, direnişe yönelik adımlardır. Çünkü direnç, mücadelenin ve özgürlüğün başlangıcıdır. Şiirlerde, işçi kadınların öne çıkması ise Sezer’in feminist tutumundan kaynaklanır. Estetik duyarlığı ihmal etmeyen Sezer, “Soyut” şiirindeki gibi her zaman kadınlardan yanadır. Şair, tarlalarda ve fabrikalarda çalışan kadınların dertlerine ortak olur: “Bir kadının mavide salınır ayakları/ve çocuğu doyurmaz oluverir ağlamak//Açlık en bayat yemek/sofralarınızdan ırak” (s. 23)
“Kimi Şiirlerdeki Adlar için Notlar”, DirençŞiirleri’nde yer alan metinlerdeki (yaklaşık otuz yıllık bir sürenin iz düşümü) özel adların ve nesnelerin sözlüğü niteliğindedir.Söz konusu bölüm, Attilâ İlhan’ın her şiir kitabının sonunda okuru bilgilendirmek için yer alan “Meraklısı için Notları”nı anımsatır. Sennur Sezer’in “Kimi Şiirlerdeki Adlar için Notlar”ı okuru şiirleri hakkında bilgilendirirken onun hayal dünyasını da sınırlandırır.
“Yaratılış öyküsüne göre, Adem’in ilk eylemi, ‘şeylerin adını koymak’tır. Buna karşılık Havva’nın ilk eylemi bilgi peşinde koşmak, bilgi ağacının yasak meyvesinden tadarak Tanrı’nın bilgisinden pay almaktır. Bu onun gözlerini açacak ve onu ‘iyiyi ve kötüyü bilerek Allah gibi’ yapacaktır.”[2]Sennur Sezer’in “Ölü Nokta” şiirinde, kadının adının olmaması ve toplumdaki düşük statüsünün vurgulanması utanç odağında anlatılır. Şiirin çatısını güçlendiren kendi bedeni hakkında bilgiden yoksun kadının korkusudur: “Okşamaların buruk sevincinde üşür bir kadın/Üşür uzak beyazlar” (s. 39)
“Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız erkeklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır. Böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur.”[3]Sennur Sezer’in “Ölü Nokta” şiirinde, gözlenen kadının yarım kalmışlık duygusu, burukluğu ve ilk doğum utancı kendisini görsel bir nesneye dönüştürdüğünü gösterir: “Ve ak utancı ilk doğumların/Geceler yarım” (s. 39)“Direnç” şiirinde ise kadınların doğum sancıları onların toplumdaki sessiz varoluş mücadelelerini ve acılarını andırır: “Önce öleceğim sanacaksın/Direnmen bitsin diye uğraşacak sancın/Gitgide sıklaşacak kamçılar/Sessiz ağlayacaksın” (s. 103)
Aylin Antmen’in deyişiyle şiir: katmanbilimdir.[4] Şiir, şairin özgün bir ritimle uyuşan duyuş ve bütünlük meydana getirme sanatıdır. Şair, kendisine has bir ses yakalayıp bunu okura duyumsatabilirse başarılı olur. Ritim, akış, imaj bütünlüğü ve uyumu şiiri üst basamağa taşır. Bu çerçeveden bakıldığında Sennur Sezer’in şiirlerinin katmanlı yapıları ve şairin beslendiği kaynaklar görülebilir.
Sezer, belleksizleştirmeye ve kimliksizleştirmeye karşı mücadeleyi şiirsel anlatımla ortaya koyar. Şiirlerdeki sözcükleri bir arada tutan harç (direnç), imgeleri de aynı potada eritir. Damıtılmış dilin taşıdığı duyguları okura geçirebilen Sezer, halk edebiyatının ürünleriyle (türkü, ağıt, destan, ninni, tekerleme) derinleşen şiirlerini toplumsal meselelerle çerçeveler. Şiirlerin katmanlı yapı ve sesleri; ezilenleri, işçileri, satılıp ölen kızları ve kuma üstüne gelen kumaları işaret eder. Sezer’in şiir atlasını şekillendiren ezilen ve hor görülen kadınlardır. Sezer’in şiirlerinin kadın merkezli örgüsünü güçlendiren ise özgürlük mücadelesidir.DirençŞiirleri’ndeki metinlerin özgürlük arayışıyla dolu anlam ağlarını kadınlar örer.
Kadınların tarihinin olmadığından yakınan Virginia Woolf'’a göre kadınların kendi seslerini bulabilmeleri ve o sesin duyulmasını sağlayabilmeleri için “kendine ait bir oda” kadar, “kendine ait bir tarih”e sahip olmaları gerekliydi. Kadınların varoluş çabaları Penelope’nin dokuması gibi her gün sökülüp yeni baştan dokunmak zorunda kalıyordu.[5] Ezilen ve haksızlığa uğrayan kadınların varoluş ve seslerini duyurarak haklarına sahip çıkma mücadeleleri toplumdaki imajlarını değiştirir.Hırslı, günahkâr Havva imajından icatlarıyla, sanatsal/bilimseleserleriyle/çalışmalarıyla, ödülleriyle çığır açan, toplumun her alanında yer alan kadın imajına geçilir. Sennur Sezer’in Türk Safo’suMihrî Hatun: Divan Edebiyatının Tek Kadın Şairinin Yaşamöyküsü[6]adlı kitabı onun kalıpları zorlayan şair Mihrî odağında kadınların tarihini yazmaya çalıştığını gösterir. Sennur Sezer de Mihrî Hatun gibi kadınlığını gizlemeyen ve sözünü sakınmayan yol açıcı bir şairdir.
Kaynakça
Antmen, Aylin, “Şiir ve Armağan Ekonomisi: Duygu, Değer, Toplumsallık”, Varlık, Sayı: 1409, Şubat 2025, s. 70.
Berger, John, Görme Biçimleri, Çev: Yurdanur Salman, Metis Yayınları, İstanbul 2017.
Berktay, Fatmagül, Tarihin Cinsiyeti, Metis Yayınları, İstanbul 2010.
Berktay, Fatmagül, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın-Hıristiyanlıkta ve İslamiyette Kadının Statüsüne Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım, Metis Yayınları, İstanbul 2014.
Sezer, Sennur, Direnç Şiirleri-Toplu Şiirler, Evrensel Kültür Kitaplığı, İstanbul 1995.
Sezer, Sennur, Türk Safo’suMihrî Hatun: Divan Edebiyatının Tek Kadın Şairinin Yaşamöyküsü, Kapı Yayınları, İstanbul 2005.
[1]Sennur Sezer, “Sunu ya da Özeleştiri”, Direnç Şiirleri-Toplu Şiirler, Evrensel Kültür Kitaplığı, İstanbul 1995, s. 7-8.
[2]Fatmagül Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın-Hıristiyanlıkta ve İslamiyette Kadının Statüsüne Karşılaştırmalı Bir Yaklaşım, Metis Yayınları, İstanbul 2014, s. 216.
[3]John Berger, Görme Biçimleri, Çev: Yurdanur Salman, Metis Yayınları, İstanbul 2017, s. 47.
[4]Aylin Antmen, “Şiir ve Armağan Ekonomisi: Duygu, Değer, Toplumsallık”, Varlık, Sayı: 1409, Şubat 2025, s. 70.
[5]Fatmagül Berktay, Tarihin Cinsiyeti, Metis Yayınları, İstanbul 2010, s. 32.
[6]Sennur Sezer, Türk Safo’suMihrî Hatun: Divan Edebiyatının Tek Kadın Şairinin Yaşamöyküsü, Kapı Yayınları, İstanbul 2005.
Yeni yorum ekle