Yıl Sonu Beyazı

Edebiyat

Yıl Sonu Beyazı

 

Yılın sonuna yaklaşırken her şey biraz daha durgun, biraz daha düşünceli, biraz daha kırılgan değil midir? Sanki yılın sonunda, hayatın tüm yorucu döngüsü yüzeye çıkar ve bizi kendimizle baş başa bırakır. Fakat bu yüzleşmenin içinde bana göre bir renk öne çıkar: Beyaz.Beyaz, çoğu zaman masumiyetin, temiz bir başlangıcın rengi olarak anlatılır. Yeni yıl da bu yanılsamayla gelir çoğumuz için. Hepsi beyazın ayrıcalıklı sessizliğine dayanır. Ama bu sessizlik her zaman tarafsız değildir. Çünkü beyaz, kendi dışında kalan her şeyi görünmez kılma gücüne de sahiptir.

Yılın bu son günlerinde, beyazın neyi örttüğünü düşünmeden edemiyorum. Beyazın kırık tonlarında bile bir bilmezlik hâkim; hayatın sert yüzünü, eşitsizliği, yoksulluğu, haksızlığı örtmeye çalışan bir parıltı. Sahi, beyaz neyi bilir? Hayatın nerede çatladığını,hakikatinhangi gölgede saklandığını? “Beyaz neyi bilir? sorusu, yılın muhasebesini yaparken daha da anlam kazanmıyor mu sizce de? Çünkü bazı duvarlar, bazı hikâyeler ve bazı yüzler hep daha görünür; bazıları ise hep saklıda kalır.

‘‘bir bademin altına, yorgun, oturmak biraz,
  ayrı ayrı seyretmek çiçek açmış her dalı.
  artık bütün renklerden, artık uzaklaşmalı:
  beyaz işte, aylardır gözümde tüten beyaz..’’

Ziya Osman Saba

Beyaz duvarlarda asılı bembeyaz portreler bize sahipliği hatırlatıyor.  Duvar beyaz olsa bile, o portrelerin beyazlığı daha baskındır; sanki bir sistemin sürekliliğini gösterir. Yılın sonunda bile bu gerçek değişmiyor, beyaz merkezde dururken, diğerleri çevresinde konumlandırılıyor. Yeni yıl yaklaşırken herkes bir adım öne çıkmak ister; yeni başlangıçlar, yeni umutlar peşindedir. Oysa yıl bitse de, takvim değişse de, bu adımların ve basamakların yerini çoğu zaman hiçbir şey değiştirmez.Yılın son ışığında beyaz daha da keskinleşir. Güneş günleri azaltırken, beyazın gözü daha çok toplar ışığı. Yorgunluk, kayıp, mağduriyet hepsi duvarların ardında kalıyor, beyazın görmediği her şey, görünmezliğin yüküyle daha da ağırlaşıyor sanki. Ve tam da şimdi aklımdan Özdemir Asaf dizeleri geçiyor:

‘‘ Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,

                                   birinciliği beyaza verdiler.’’

Yeni bir yılın kapısında dururken, aklıma bir soru daha geliyor: Beyaz, kendi rengini hiç reddeder mi? Kendi sistemini sorgular mı?Kim bilir…Yılsonu, bizlere hesaplaşma fırsatı sunar. Fakat bu hesaplaşmanın samimi olabilmesi için, beyazın da ışığının neyi kararttığını anlaması gerekir!Bana göre yeni yılın umudu, ancak bu farkındalıkla gerçek bir anlam taşır.Ve unutmamalı ki yol daima beyazın sessizce çizdiği o yöne kıvrılır.

Oysa belki de en iyi dilek şudur:Yeni yıl, sadece beyazın değil, beyazın ardında kalmış tüm seslerin duyulacağı ve tüm renklerin yaşanacağı bir yıl olsun. Çünkü hiçbir başlangıç, tek bir rengin sahipliğinde gerçekten yeni sayılmaz.

Yepyeni renklerle, hoş gel 2026!

"Dedim ya, annem de var, ama çay pişirmez size
Durur da durur işte yıllanmış heykeller gibi
Bilmem ki, bilmiyorum da, belki de benim annem yok
Belki de öyle beyaz ki, alışmış görünmezliğe."

Edip Cansever

 

 

Eser Ceran Erdi

Yeni yorum ekle

Düz metin

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.