Aşkı Arayan Ruh’un Hikayesi
Bir kralın hatta bazı rivayetlere göre Miletos kralının üç kızı vardır lakin birisi vardır ki herkesin hayranlıkla baktığı alımlı bir güzeldir. Diğer kardeşleri de güzeldir ama isminin anlamı “ruh” olan Psykhe daha bir dikkat çekici ve cazibesi yüksektir. Hatta bambaşka diyarlardan onu suretini görmeye gelenler bir hayli fazladır. Lakin güzelliği onu sevip hayran olanların gözünü korkuttuğu için kimse onunla evlenmek istemez. Korkularının sebebi bu güzellikten dolayı muhakkak başlarına kötü bir şey geleceği fikridir. Diğer iki kardeşi evlenen Psykhe talip olmayınca üzülen babası çareyi bir kahine gidip danışmakta bulur. Kahin hemen kızını bir gelin gibi süsleyip ardından kayalıkların üzerine bırakmasını iletir çaresiz krala. Çünkü kayalıkların etrafında korkunç bir canavar çıkıp kızla beraber olacaktır.
Hem kral hem baba olan çaresiz adam ne kadar bu duruma üzülse de kahinin sözünden çıkmayarak denileni yapmak zorunda kaldı. Alımlılık ve güzellikte Afrodit ile yarışan Psykhe gelinliği de giydikten sonra daha bir güzel olmuş görenler öyle ki ayın ikiye bölünüp yarısının yere indiği fikrine kapılmışlar. Kahinin söylediği alan gelen matem alayı kızı kayaların üzerine bırakıp tek başına koyarlar. Duruma şaşıran ve anlamlandıramayan güzel kız korkuyla ve endişe içerisinde kayanın üstünde oturuyormuş. Korkular içerisinde tam da kayanın üzerindeyken tatlı bir rüzgar esip onu havalandırmış vadiyi aşarak yemyeşil ve yumuşacık çimenlerin üzerine kondurmuş. Yaşananlara anlam veremeyen güzel kız korkusundan yorulunca çimenlerin üzerinde uyuyakalmış.
Saatler saatleri kovaladıkça gözlerini uykudan yaşama döndüren Psykhe, kendisini altından yapılmış olağanüstü bir sarayın bahçesinde olduğunu görür. Kendisinin şahane bir rüyada zanneder. Fakat gerçektir burası. Bahçenin güzelliği karşısında mest olan güzel kız hala inanmakta zorlanmaktadır gördüklerine. Hemen yattığı yerden kalkıp sarayı gezdikçe şaşkınlığı kat be kat daha da artar. Akşamın karanlığı çökmeye başlayınca sarayın üzerine yanında bir varlık olduğunu hisseder güzeller güzeli kızımız. Kim olsa zannedersiniz? Tabi ki kahinin bahsettiği canavarın ta kendisidir. Fakat kız onu göremez. Kim olduğunu da söylemeyen koca, ona kendisini asla göremeyeceğini eğer ki görürse sonsuza dek kaybedeceğini söyler.
Günleri haftalar haftaları aylar ayları yıllar kovalayarak geçer. Psykhe gündüz sarayın güzel odalarında geceleri ise göremediği sevdiğinin koynunda huzurla zamanını geçirir. Mutludur ama bir taraftan da aklı ailesindedir. Anasıyla babasının kızlarının öldüğünü düşünmesine üzülmelerine gönlü bir türlü el vermez.
Gökyüzünü kaplayan yıldızlarla beraber görünmez sevdiği yanına gelince kalbindeki hasreti açar sevdiceğine kızımız. Yalvarır yurduna dönüp hasretini dindirmek için. Görünmez ilk başta kabul etmez hatta ve hatta çokta tehlikeli olduğunu söyler. Güzeller güzeli kızımız ısrarına devam edince kocası arzusunu mecburen kabul etmek zorunda kalır. Psykhe süslenmiş püslenmiş en güzel elbiselerini giymiş eşi benzeri bulunmayan hediyelerle ailesinin yanına gitmiş.
Kızlarının geldiğini duyan kral dillere destan şanına yakışacak şekilde bir şölen düzenler. Kız kardeşleri onu görmek için uzak diyarlardan çıkıp gelmişlerdir. Ailesine kavuşan Psykhe, gelirken getirdiği birbirinden değerli hediyeleri vermiş. Getirdiği birbirinden değerli hediyeler büyük bir merak ve kıskançlık yaratmış. Kızın aklını eşini anlatması için kız kardeşleri ağzını aramaya başlarlar. Psykhe onlara kocasını hiç görmediğini kocasının kendisine onu görmesi halinde kaybedeceğini söyler. Yürekleri hasetle kaplanan kardeşleri ona sevdiğini kaybetmesinin mümkün olmadığını, hatta gece odasına bir lamba saklamasını ve sevdiğini uyurken kandil yakıp sevdiğinin suretini görmesi için baskı yapıp kafasını karıştırırlar.Psykhe bir süre daha yurdunda kaldıktan sonra kocasının yanına tekrar döner. Gece olmuştur. Onu hasretle bekleyen kocası karanlıkların içerisinden gelip, onunla sarılıp sarmadıktan sonra anak yatıp uyuyabilmiştir. Sevdiğinin suretini görmek için heyecandan çıldıran Psykhe yatağının altına sakladığı kandili çıkarıp yakar. Yatağında öylesine alımlı, yakışıklı ve yiğit biri yatıyordur ki şaşkınlıktan elindeki kandili sarkıp birkaç damla kızgın yağı sevdiğinin omzuna döker. Yağın sıcaklığından canı yanan adam gözlerini açtığında, karısının onu görmek için neler yaptığını anlayıp bir daha dönmemek üzere sarayı terk eder.
Kaçan delikanlı Aşk tanrısı Eros, kahin’in bahsettiği canavar ise “aşk”mış çünkü aşk pençesine aldığı kiği yok etmeden bırakmazmış. Aşka düşen ve onu elinden kaçıran zavallı Psykhe yeryüzünde avare avare dolanmaya başlamış. Tek sorun da maalesef bu değilmiş. Eros’un koruması kalkmış ve kızın güzelliğini kıskanan Afrodit tarafından yakalanıp tanrıçanın sarayına hapsedilmiş. Tanrıça genç güzel kıza olmadık işler yaptırmaya başlamış.
İlk görev, büyük bir nohut, mercimek, haşhaş tohumu ve benzeri yığını ayrı yığınlara ayırmaktır. Psykhe göreve başlar, ancak bu zorlu ve sonu gelmeyecek gibi görünen bir iştir. Çok geçmeden yerdeki karıncalar ona acır ve yığınları çabucak ayırmasına yardım eder. Afrodit geri döndüğünde Psykhe’nin başarısını görür. Onu yardım almakla suçlar ve bu yüzden başka bir görevi yerine getirmesi gerektiğine karar verir.
İkinci görev için Psykhe’nin altın bir koyunun postunu yüzmesi gerekmektedir. Ancak bu koyun vahşi ve insan yiyicidir. Neyse ki yakınlardaki bir nehir ruhu Psykhe’ye koyun uyuyana kadar beklemesini ve ardından yere düşen ya da koyunun sürtündüğü dallara takılan yapağı parçalarını toplamasını tavsiye eder. Bu tavsiyeye uyan Psykhe kısa sürede altın bir yapağı elde eder. Ne yazık ki, Afrodit yine Psykhe’nin tamamladığı görevi kabul etmeyi reddeder. Böylece, başka bir görev buyurur.
Afrodit daha sonra ona bir dağın tepesinde, Yeraltı Dünyası’na akan tehlikeli bir nehirden bir testi su doldurmasını söyler. Psykhe dağın tepesine ulaşır. Ancak nehrin iki ejderha tarafından korunduğunu görür. Onun kötü durumunu gören Zeus’un Kartalı, Psykhe’ye yardım etmeye karar verir. Uçarak ejderhaları atlatır ve onun için testiyi doldurur. Psykhe suyla birlikte Afrodit’e döner, ancak Afrodit onun başarısına bir kez daha öfkelenir.
En son görev olarak ölüler diyarına inmesini ve cehennem kraliçesi Persephone’den bir şişe gençlik suyu istemesini emreder. Ama adlığı şişeyi asla açmamasını sonuçlarının çok ağır olacağını aktarır. Güzel kızımız ölüler diyarına inip denileni yapar ama dönerken dayanamayıp yasaklı şişeyi açmış ve açar açmaz derin bir uykuya dalmıştır.
Sevdiği tüm bunları yaşarken Eros da kendi gönlünün mahkemesinde yargılanmaktadır. Güzel kızı bir türlü unutamıyor, onun tatlı yüzünü aklından çıkaramıyormuş. Aşk tanrısı bu kez aşka tam bir av olmuş. Hasretin canına tak ettiği anda kızı aramaya başlamış ve onu büyülü bir uykuyla uyur halde bulmuş. Oklarından birini çıkarıp onun çiçek tenine dokundurduğunda kız kendine gelmiş ve iki aşık büyük bir sevinçle mutluluktan birbirlerine sımsıkı aşkla sarılmışlar.
Kızı alıp Olimpos’a uçan Eros, Zeus’tan evlenmek için izin istemiş. Zeus onlara sevinçle izin vermiş ama sorun tam olarak çözülmemiş. Afrodit’in sönmez öfkesi ve kıskançlığı dizginlenmiyormuş. Güzellik tanrıçasının yanına giden Eros tatlı sözler söyleyip tanrıçanın cezalandırmakta olduğu kızı ne kadar sevdiğini anlatmaya başlamış ona aşka hürmeti olan Afrodit Eros’a kıyamamış ve Psykhe’yi bağışlamış. Böylelikle aşk ve ruh birbirlerinin olmuşlar.
Yunancada Psyche, ruh ve kelebek anlamlarını taşımaktadır. Bu sebeple, hem ölümden sonra bedeni terk eden “ruh” hem de Eros’un eşi olan Psyche kelebek kanatları ile tasvir edilmiştir. Psyche’nin Eros’a, aşka, giden yolda verdiği mücadele, bir tırtılın “kelebek” olma sürecine benzer. Kelebeğin kozasını açarken gösterdiği çabanın onu güçlendirip hayata hazırlaması gibi Psyche de aşkın ihanet ve sadakatten oluşan iki kutbu arasında bir olgunlaşma serüveni geçirir.Psyche’nin şahsında, yegâne amacı “aşk”ı bulmak olan “ruh” sembolize edilmiştir. Eros ile Psyche’nin mutlu sonu, birçok engeli korkusuzca aşmak ve düşmanları alt etmek suretiyle aşk ile ruhun ebedî bir bütünlüğe ulaşabileceğini telkin etmektedir.
Yeni yorum ekle