Ezilenlerin Yoldaşı Dionysos
Önce gelin Eylül kelimesinin manasıyla başlayalım yazımıza. Eylül kelimesi Süryanicede“Üzüm, üzüm ayı” anlamlarına gelen Aylül kelimesinden gelmektedir. Gelin başlamadan Ahmet Tellinin dizelerine kulak verelim: “Ve bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık.”Demir çağda özellikle Frigya kökenli Attis, Sabazos (frigyalı tanrı) ve Dionysos bitki, bereket tanrıları olarak karsımıza çıkarlar. Hellen ve Roma’ya yansımaları M.Ö. 6. ve 5. Yy vazo resimlerinde Dionysos bereket festivalleri sırasında dolaştırılan ve tanrının bereketini temsil eden ereksiyon durumunda fallus, orgiastik (sex partisi) şenlikleri olarak görülür. Dionysia festivallerinde doğanın eril bereket gücünü temsil eder. Dionysos var olduğu topraklarda doğanın taşkın eril güçlerini temsil eden ve bitkisel verimlilikle ilintili bereket tanrısıdır.
Kökeni Hititlere kadar dayanmaktadır. Zeus ve Semele’nin oğlu olarak antik dönemde yer bulmuştur. Asmanın büyümesinin, üzümün oluşmasının, bağ bozumu ve çeşitli aşamalarla şarabın yaratılma sürecinin algılanmasıdır. Şarap ve coşkunluğu simgelerdi. Aynı zamanda ağaçların da tanrısıydı. Acı çekme ve ölümün, sevinç ve yaşam ikileminin tanrısıydı. O dışarıdan gelme Panteona aykırı düşen bir tanrıdır. Doğayı kucaklar. Her ne kadar şarap tanrısı olarak yüceltilmişse de Anadolu’nun bereket veren toprağı kutsayan doğa tanrısının ta kendisidir.
Ona en çok meyve yetiştiricileri ve çiftçiler tapınım göstermiştir. O elmanın ve incirin bulucusudur. Dionysos çam ağacının, bahar çiçeklerinin, asma yapraklarının başka bir ifadeyle üzüm ve şarabın ve insanı en çok etkileyen ve yaşama yön verenlerin doğadaki bitkilerin tanrısıdır.Unvanlarından birinin”doğurtan” olması bitkilere can veren tanrı olduğunu gösterir. Doğanın sırlarına ermek insanın en çok özlem duyduğu andır. Bunu da sağlayan efsunlu güçte Dionysostur.
Ve şarapla gerçekleştirilir. “Ruhların Tanrısı” olarak da bilinen Dionysos, dinsel törenlerinde tanrıya karışan ruhlara mutluluk verdiği gibi varlığıyla insanları; çılgınlığa, kana ve şehvete sürüklerdi.Dionysos, Semele Hera’nın oyununa gelip Zeus’un tanrılığından şüphe eder ve onu sınamak ister. Bunun sonucunda Zeus’un yıldırımlarına çarpılarak karnındaki Dionysos’la ölür. Zeus Dionysos’u alır ve baldırına diker. Doğum zamanı geldiğinde Dionysos’u baldırından çıkarıp Nysa dağında Hipta’ya teslim eder. Fakat burada ilginç olan Dionysos’un annesine ve süt annesi olarak görülen Semele ve Hipta’nın Anadolu bağlantısıdır. Semele Lidya ve Frigyada tapınım gören tanrıça Zemelo( yeryüzü tanrıçası) eşleştirilmesidir. Hipta ise Hepat ile özdeşleştirilir. Hipta’nın evi Tmolos dağıdır ve ana tanrıçadır. İvriz kaya kabartmasında Dionysos’un kutsal bitkisinin görülmesi önemlidir.
Çünkü Hellen dünyasında İvriz kaya kabartmasıyla tamamen aynı ikonografi bulunmaktadır. Dionysos bedeninden çıkan asma ile tüm gemiyi kaplayan haşmetiyle Anadolu’dan Hellen’e giderken gösterilmiştir. Dionysos Atina’ya getirdiği asma ağacını ve şarabı İkar adında bir çiftçiye verir. Euripides”Zeus doğurdu boğa boynuzlu tanrıyı “ diyerek Dionysos’u kasteder. Özellikle Hellen dünyasında kırsal Dionysia şenliklerindeki vücudundan soyutlanmış ereksiyon durumunda taşınan falluslar Dionysos’u ve tarımsal bereketi temsil eder. Falluslar Dionysos’un eril bereket gücünü ve koruyuculuğunu simgeler. Kültü kırsal alanada çiftçi topluluklar arasında yaygınlaşırken sonrasında şehirlerde yayılım göstermiştir. Dionysos dinsel törenlerinin en öbemli öğesi maskedir. Ahşap sütun üzerine maske yerleştirilir ve sütuna elbise giydirilip, başının üzerine asma yapraklarından taç konulup sarılırdı. (mermer gibi dayanaklı maddelerden de maskeler vardır). Tanrı direkt maske içinden kendisini gösterir törenlerde. Tanrı maske ya da maske tanrı olmuştur. Maskenin anlamı karşıtlıkların yüzleştirilmesidir. (maskenin arka yüzü yoktur, ruhlarında arkası olmadığı gibi).
Hiçbir tanrı ya da tanrıça onun kadar sevilmez. Nedeniyse üzümden yapılan renkli şahane şarabın mucididir. İnsan eğlencesinin, hazzının, derdinin en özel içkisidir şarap. Bu törenlerde tanrı insan bedenine girmekte ve onu tanrılar gibi yapmaktadır. Dionysos olmak halka olimposlu tanrılar gibi yukarıdan bakmak değil hakla olmak ve halkın kendisini yansıtmak demektir. Ve tabi ki insanın içindeki tanrısallığın farkına varmak demektir Dionysos olmak. En önemli iki kutlamalarından öernek verecek olursak;
Kırsal Dionysia:Poseidon’un ayı aralıkta olur. Burada büyükçe ahşaptan yapılmış kurdeleler ve boyalarla süslenmiş ereksiyon halinde falluslar taşıyıcılar tarafından taşınır. Evli kadınlar katılamaz, bekar kadınlar katılıp hasat sepeti Liknon’u taşırlardı.
Şehir Dionysia: Mart ayının ikinci haftasında kutlanır. Tanrıya teke kurban edilir. Bürokratik bir kutlama, bayramdır.
Dionysosritüellerinin en büyük özelliği kadınların da katılabiliyor olmasıdır. Dionysos ritüellerine kadınların katılması, Helen toplumu açısından büyük bir altüst oluştur. Kadınları eve hapseden Atinalılar “Bir kadın yalnız sokağa çıkıyorsa ya çok yaşlıdır ya da çok çirkindir” diyerek cinsel baskıcılığın altını tam anlamıyla çizerler. Kadın tam da eve yani dört duvar arasına hapsedilmişken, Dionysos aslında Helen toplumunda bir devrim yaratmıştır. Bu devrimin en önemli yanı kadınları evden çıkartıp Dionysos ayinlerine götürmek olduğu kadar ayinlerin çoğunda kadınların ellerine fallus simgeleri de vererek toplum içinde bastırılmış olan cinselliğin de açığa çıkmasının sağlanmasıdır.
Gelin isterseniz Anadolu’daki kına gecelerinde ağlatma sahnelerinin köklerine yolculuk yapalım isterseniz. “Anadolu’da gelinin gözyaşlarının bereketi artıracağı düşüncesi vardır. Gelinin gözyaşlarının bereket getirileceği düşünülür, bu nedenle de kına gecesinde gelinin ağlaması için büyük çaba sarf edilir. Gelinin gözyaşlarının bereketle olan ilişkisi, ölüp yeniden dirilmeleriyle mevsimsel döngüyü simgeleyen Dumuzi, Tammuz, Adonis,Attis ve Dionysos için dökülen gözyaşlarını hatırlatır. Bu tanrılar için tutulan yas ve dökülen gözyaşından sonra tanrılar dirilir ve bereket tanrıçalarıyla evlendirilirlerdi. Böylece kıtlık sona erer, bereket dolu ilkbahar yeniden geri gelir, bu durum büyük bir coşkuyla kutlanırdı. Bu nedenle bereketin özellikle gelinin gözyaşlarından beklenmesi, tarihin derinliklerinde gizli olan kutsal evlilik törenlerinden izler taşımaktadır. Kına yakılırken gelinin ağlatılması oldukça yaygın bir gelenektir. Doğu Anadolu Alevilerinde de uygulanan bir gelenektir.”
Azra Erhat’ın da ifade ettiği gibi” Dionysos olmak doğanın kendisi değil, insanın doğayla bütünleşmesini sağlayan araçtır. İnsan için yaratılan bir tanrıdır.” Doğa en büyük erginleştirici güçtür, her türlü kimlikten sıyrılıp onunla bir olmalıdır. Bir tarım tanrısı olarak da D ionysos, doğanın her döngüsü ile beraber olmaktır.
Dionysos’un tanrının baldırından çıkması dişil bir rahimden eril bir bacağa geçmesi,hem bir yolculuk hem de yeniden doğuştur. Kadını kafese koyan topluma bir başkaldırmadır yapılan. Dionysos, baskıcı ataerkil düzene karşı doğa’yı ve insan doğasını savunan, Ana Tanrıçadan yanan duran bir Anadolulu tanrıdır. Geldiği toprakların yani Anadolu’nun özgürlüğünü Helen anakarasına taşıyan ve onları dönüştüren bir tanrıdır. Cinsiyetçiliğe ve baskıcılığa son verip hak ve özgürlükleri savunmanın ta kendisidir. Atina’nın baskıcı toplumu sokağa çıkan her kadını lekeli görmektedir. Kadının yeri evi olmalıdır ve asla bir etkinliğe katılmamalıdır. Dionysos kadınlık onurunu koruyarak kadına yepyeni bir dünya kapısını açmıştır.Dionysos’un ayrıca “sabana ilk öküzü koşan” olarak anılması tarım kültü için ne kadar büyük önemde olduğunu göstermektedir. Bunların yanında popüler bir diğer unvanı şarap tanrısı olmasıdır. Hititler de ve Hattilerde şarap çok önemlidir. “Hitit kanunlarında ‘bağ’ ve ‘şarap’ konusunda hükümlerin bulunması, Hitit ekonomisinde bağcılığın ve şarapçılığın önemini gösterir. Devlete ve tapınaklara ait üzüm bağlarının varlığını çivi yazılı tabletlerden öğreniyoruz. bağ bozumu bayramının varlığı da bağcılığın Hitit ekonomisinde ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.”
Azra ErhatDionysos ve şarap ilişkisine bakışı ise;
“Doğa sırlarına ve gücüne ermek, yani tanrılaşmak insan için ulaşımı en çok özlenen bir aşamadır. Dionysos bu bu ereğe varmanın yolunu herkes için ve kolay kolay açar, bu yol şarap ve sarhoşluktur. Asma kütüğünün yeryüzüne yayılmasıyla uygarlığın buğdaydan sonraki aşaması gerçekleştirilmiş ama insanlığın evresinde de yalnız tarımla açılmayan bir çığır açılmıştır. İnsan ancak şarabı elde ettikten sonradır ki yaratıcılığın kökeninde bulunana değişim yapma gücü ulaşmıştır.” Üzüm suyunu şarap yapan insan Dionysos ile değişim/dönüşüm sırrını da çözmüş olur.
En önemli sıfatlarından birisi de özgürleştiren ve kurtarandır. Ritüeller Ana Tanrıça ile olan ilişkisidir. O yüzden alayların çoğunu kadınlar oluşturmaktadır. Dionysos bayramlarına mahkumların katılması ve bazı sanatçıların vergi borçlarının silinmesi, Dionysos kültünün halkla bağını ve yöneticilerin bu bağı nasıl kullandığını gösterir.
Dionysos’u sembolize eden hayvanlar arasında en sık keçi ve boğadır. Hatta bazı Dionysos ritüellerinde keçi kılından elbiseler giyilmesi, alaylarda keçi kılığına girilmesi ya da keçiyle sembolize edilen yaratıkların olması, keçi ile Dionysos’un yakın ilişkisini göstermektedir.
Helenlere göre tiyatronun yaratıcısı Dionysos’tur.Klasik tiyatro göre Helen kültüründe ilk tiyatro oyunları M.Ö. 6-5. Yüzyıllarda Dionysos şenliklerinin bir devamı olarak çıkmış ve gelişmiştir. Aslında Dionysos olmak sömürenin karşısında sömürülenin yanında yer alarak kadınların hazzından korkulmaması gerektirdiğini ve ezilenlerle kol kola olmanın ta kendisidir.
Yeni yorum ekle