“Tetris Oyunu’nun tarihi; müziğiyle, kurgusuyla, yansıttığı yapısalcı düzeniyle Rus siyasal, ekonomik, kültürel tarihinde yaşananları yansıtmaktadır. Bloklar ve yerleri değişse de Rusların yazgısı değişmemektedir. Tetris, güncelliğini korusa da Pac-Man’in öncüsü olduğu rekabetçi oyunlara şimdilik yenik düşmüş gibidir.”
Aydın Kemirtlek
“Pac-Man”İn Fendi “Tetris”İ Yendi

"Korobeiniki" (Rusça: Коробе́йники) Rus edebiyatına ve müziğine kök salmış, tarihi derinliği olan bir halk şarkısıdır. Korobeiniki, “küçük kutular taşıyan seyyar satıcılar, çerçiler” anlamına gelir. Bu satıcılar, bizde olduğu gibi Rusya'nın köylerini dolaşarak küçük eşyalar ve manifatura ürünleri satarlardı. Ünlü Rus şair ve yazar Nikolay Nekrasov'un 1861 yılında yayımladığı aynı adlı uzun şiiri de “korobeiniki”yi konu edinmişti. Nekrasov'un şiiri, genç bir seyyar satıcı olan Vanya ile genç bir köylü kızı olan Katya arasındaki romantik karşılaşmayı ve pazarlığı anlatır. Şiir, yoksulluk, aşk, ticaret ve kırsal yaşam temalarını işler. Kısa süre sonra halk arasında popüler hale gelen şiir, hüzünlü bir ezgi ile bestelenip Rusya’da dilden dile yayılan bir halk şarkısına dönüşmüştür.
Gel zaman, git zaman 1980’li yıllarda, Mikhail Gorbaçov ve ekibi tarafından, Sovyetler Birliği’ni kurtarma politik reçeteleri olarak sunulan Açıklık (Glasnost) ve Yeniden Yapılanma(Perestroyka) Dönemi’nde bu halk şarkısıtüm dünyada tanınmaya başladı. Şarkının popülerliğini arttıransa bir bilgisayar oyunu olmuştu: “Tetris”.
Biz Türkler de dünyanın geri kalanı gibi Tetris oyunu ile 1980’lerin sonunda atari salonları aracılığıyla tanışmaya başladık. 1990’lı yıllarda İngilizce “game boy” olarak tanımlanan, “el atarisi” adıyla Türkiye’de oyuncakçılarda satılan bilgisayar oyunlarının, kupon toplayanlara kimi gazetelerce bedavadağıtılmaya başlaması, Tetris’in yediden yetmişe herkes tarafından bilinmesini, oynanmaya başlanmasını sağladı. O kadar öyle ki 1990’lı yıllarda, bir eliyle direksiyonu tutup, diğer eliyle de Tetris oynamaya çalışan kimi dolmuş ve kamyon şoförlerinin trafik kazalarına sebebiyet verdiğine veya kimilerinin yolda yürürken Tetris oynadığı için önüne çıkan çukurlara düşerek yaralandığına ilişkin haberleri gazetelerde okuyorduk.

Tetris ve Sovyet Postkonstrüktivizmi
Peki, Tetris nasıl bir oyundu da tüm dünyaca tanınmaya başlamıştı?
Tetris'in ilk hali, Sovyet bilgisayar yazılımcısı Aleksey Pajitnov tarafından 1984 yılında geliştirilmişti. Pajitnov, oyuna bir Rus kültürel kimliği kazandırmayı amaçlamış, "Korobeiniki"nin akılda kalıcı, enerjik ve ritmik ezgisi (özellikle hızlı tempo ile çalındığında), oyunun yapısına mükemmel uyum sağlamıştı. Orijinal halk şarkısı daha yavaş ve ağıt tınılı olsa da Tetris versiyonunda hızlı tempolu, akılda kalıcı ve giderek artan bir hız hissi veriyordu. Ezgi, ardı ardına gelen ve tekrarlanan notalarla, oyunda blokların sürekli düşüşünü ve oyunun döngüsel doğasını mükemmel bir şekilde yansıtıyordu. Nekrasov’un şiirinin hüzünlü ve dramatik bir sonu vardır; Tetris'in müziğine uyarlanan kısımlar ise genellikle daha neşeli olan giriş bölümünden alınmıştı. “Korobeiniki" basit bir video oyunu müziği olmanın ötesine geçerek Tetris sayesinde tüm dünyaya yayılan ve Rusya'nın kültürel mirasını taşıyan bir halk eseri haline bu sayede gelmişti.
Tetris, 1984 yılında Sovyet bilgisayar mühendisi Aleksey Pajitnov tarafından, Moskova'daki bir bilim akademisinde, matematiksel bir bulmaca ve hobi olarak tasarlanmıştı. Başlangıçta ticari bir amaçtan ziyade, bilimsel bir ortamda kişisel ilgi ve matematiksel mantıkla yaratılmıştı.
1930’lu yıllarda, Sovyet sanat ve mimarisindeki konstrüktivizm(yapısalcılık), işlevselliği, geometrik formları ve toplumsal faydayı ön plana çıkarıyordu. Aslolan 1930’lu yıllardan itibaren kamusal alanların ve özel alanların işçi sınıfının ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesiydi. Yüzlerce yıl içerisinde Çarlık Rusyası’nın egemen sınıflarınca oluşturulan toplumsal yapı parçalarına ayrılıp bu parçalar işçi sınıfının lehine yeniden bir araya getirilmeliydi. “Demiri tersine bükerek”, var olan her türlü yapı, yeniden yapılandırılıyordu. Kollektif bilinci güçlendirmeyi amaçlayan konstrüktivizm ve post konstrüktivizm, başta mimaride olmak üzere, sanatın birçok dalında tüm Sovyet Rusya tarihine egemen bir anlayış haline geldi.
Tetris Oyunu, kuramsal olarak sonsuzdur. Oyunda amaç "kazanmak" (bitirmek) değil, sistemin çöküşünü geciktirmek, yani düzeni mümkün olduğunca uzun süre sürdürmektir. Bu, bireysel zaferden çok, sistemi koruma ve sürdürme kolektif görevini çağrıştırmaktadır. Tetris'in temel mekaniği, gökten düşen düzensiz parçaları düzenli, boşluksuz yatay çizgiler oluşturarak ortadan kaldırmaktır. Bu, kaosu düzene dönüştürme, atıkları (boşlukları) ortadan kaldırma ve kolektif bir bütünlük (tam çizgi) oluşturma çabasını yansıtmaktadır. Bu, toplumsal düzeni, verimliliği ve planlamayı vurgulayan Sovyet ideolojisiyle sezgisel bir uyum sağlar. Bu sebeple, SSCB istihbarat örgütü KGB tarafından da el altından “Tetris Projesi”nin desteklendiği, kimi komplo teorisyenleri tarafından iddia edilmiştir.
Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte, Tetris, yaratıcısının elinde olmaksızın, Sovyet devlet kurumu olan Elorg aracılığıyla Batı'ya satılmış ve küresel bir başarıya ulaşmıştır. Oyun, 1980’lerin sonunda, Sovyet sisteminde kişisel bir kazanç aracı olarak değil, devletin bir ideolojik aygıtı ve özgür zaman uğraşısından elde edilen bir gelir kaynağı olarak görülmüştü. Ancak, 1990’lı yıllarda başlayan derin ekonomik ve siyasal buhran döneminin ardından, ABD’li şirketlere satılmış ve zaman içerisinde Batı'nın serbest piyasa mekanizmaları tarafından ticarileştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise yüz milyonlarca kullanıcı cep telefonlarına Tetris’in çeşitli şirketlerce geliştirilmiş farklı türlerini indirip oynayabilmektedir.
Başta çocukların ve gençlerin zihinsel gelişimine katkıda bulunmak için tasarlanmış olan Tetris, düşen geometrik şekilleri (tetrominoları) hızlı ve verimli bir şekilde düzenlemeyi gerektiren bir çeşitbulmaca oyunudur.Tetris, oyuncuları düşen blokların şekillerini hızla döndürmeye ve boşluklara en iyi şekilde sığdırmaya zorlar. Bu, üç boyutlu (mekânsal) düşünme becerilerini ve görsel algıyı önemli ölçüde geliştirir. Bu sayede oyuncunun mekânsal farkındalığı ve algısı gelişir.Oyuncular sürekli olarak anlık problem çözmek zorundadır. Bu, planlama, stratejik düşünme ve ardışık mantık yürütme (algoritmik düşünme) becerilerini destekler. Oyunun hızı arttıkça, oyuncunun dikkat ve konsantrasyon becerileri gelişir.
Pac-Man, Amerikan Yeni Sağ İdeoloji/Serbest Piyasa Ekonomisi
Pac-Man, 1980 yılında Japonya'da Toru Iwatani tarafından tasarlanmış ve en az Tetris kadar tüm dünyada etkili bir oyun olmuştur. Kuzey Amerika'da Midway Games tarafından dağıtılmıştı. Doğrudan bir atölye (arcade) oyunu olarak, ticari başarı ve yüksek gelir elde etme amacıyla tasarlanmıştı.
1980'ler Amerika'sında (Ronald Reagan dönemi) yükselen yeni sağ ideoloji ve serbest piyasa, bireyciliği, rekabeti ve tüketimi ön plana çıkarıyordu. İngiltere’de “kelle vergisi” adıyla anılan ağır vergi tahsilatı ve baskıcı siyasal stratejileri uygulayan Margaret Thatcher da tıpkı Reagan gibi tüm dünyada yeni sömürgeciliği, düşük yoğunluklu şiddet politikalarını, Falkland Adaları işgali benzeri ilhak uygulamalarını, Latin Amerika başta olmak üzere tüm çevre ülkelerdeki diktatörlükleri destekleyerek serbest piyasa ekonomisi ve liberalizmi tüm dünyaya yaymaya çalışmıştı. 1980’li yıllardan itibaren, eski Western-Kovboy sinemasında olduğu gibi gücü gücüne yetenin; haklının değil, güçlünün egemen olduğu bir düzen, eski kovboy aktörü Reaganve ona öykünenlerce tüm dünyada inşa edilmeye başlanmıştı. Bu dönemde, bir kültürel-ideolojik aygıt olarak, Pac-Man Oyunu Yeni Sağcılar’ın imdadına yetişmişti.
Pac-Man, labirentte bireysel bir kahramanın (Pac-Man) peşine düşen tehditlere karşı hayatta kalma ve tüm noktaları tüketme (yeme) mücadelesidir. Oyunun temel döngüsü sürekli tüketim (noktaları yemek) ve hızlı bireysel aksiyon gerektirir. Bu, serbest piyasanın tüketim odaklılığını ve bireyin kendi başarısı için mücadele etmesi fikrini yansıtır.
Pac-Man, tipik bir atölye oyunu olarak, oyuncuları en yüksek skoru elde etmeye teşvik eder. Oyun salonlarında isimlerin listelendiği yüksek skor tabloları, açık rekabeti ve bireysel başarıyı (“ne kadar çok yersen/hayatta kalırsan o kadar iyi” anlayışını) yüceltir. Bu, Yeni Sağ’ın meritokrasi ve sınırsız bireysel zenginleşme arayışıyla örtüşür. Bireysel rekabet, oyunu ayakta tutan temel kuraldır.
Pac-Man Oyunu, her oynanış için jeton gerektiren bir serbest piyasa ürününün kusursuz bir örneği olmuştur. Oyunun tasarımı, oyuncuyu daha fazla jeton harcamaya teşvik etmek için optimize edilmiştir. “Paran kadar konuş” anlayışı, “paran kadar oyna” anlayışı olarakPac-Man ile karşımıza çıkarılmıştı.
1980’ler-1990’larda atari salonlarına gidenler çok iyi hatırlarlar: Öğretmenler ve velilerden gizli gizli gidilen atari salonlarında harçlığınız yetersiz de olsa oyun konsüllerine atarak oyunu başlatabilmeniz için salon sahibinden rica minnet jeton dilenirdiniz. Hatta atari saloncuları, kimi çocuklara veresiye defteri açar, aydan aya salonun müdavimlerinin jeton borçlarını ödeyip ödemediğini kontrol ederlerdi. Borcunu ödeyemeyenler salon alınmaz, hatta salon sahipleri tarafından borçlarını ödemeleri yönünde tehdit edilirlerdi. Okul müdürlerinin denetimleri bir anlam ifade etmez, kimi atari salonu sahipleri, okul müdürleri ve öğretmenlerine salonlarına gelen öğrencileri görmezden gelmeleri için rüşvet dahi teklif ederlerdi.
Bir labirentte hayaletlerden kaçarak puan toplamayı gerektiren bir aksiyon-strateji oyunu olan Pac-Man, serbest piyasa ekonomisinin ihtiyaç duyduğu insanı güdülemeyi hedefler. Pac-Man, oyuncuyu sürekli hareket halinde tutar ve hayaletlerin konumuna göre anlık kaçış yolları bulmaya zorlar. Bu, hızlı karar verme yeteneğini ve refleksleri keskinleştirir. Labirentte hassas hareketler yapmak ve köşeleri zamanında dönmek, el-göz koordinasyonunu artırır.Oyuncular, büyük puan getiren "güç peletlerini" yemek ile hayaletlerden kaçmak arasındaki riski sürekli değerlendirirler. Bu, basit düzeyde risk değerlendirme becerisini geliştirir. Adeta 1980’li yıllardan itibaren bu oyunu oynayan o dönemin çocukları, oyunun ana kahramanı Pac-Man’in birer çırağı olarak, bu dönemin borsacıları, bankacıları, iş adamları, yupileri olarak yetiştirilmeye başlanmışlardır. Her ne kadar, bu oyun dikkat ve konsantrasyon gerektirse ve hızlı tepki gösterme ve refleks gelişimi sağlasa da bu oyunu sürekli oynamış olanlarda olumsuz bazı etkiler gözlemlenmiştir: Bu oyunu oynayan çocuklarda ortak kamusal mekân algısı gerilerken; anlık kaçışlar planlayan oyuncunun uzgörüsü, uzun erimli planlı düşünme ve sorun çözme becerisi gerilemektedir. Yapıya uygun bireysel planlama, öngörü, uzgörübecerilerini geliştiren Tetris; matematik, mühendislik ve yazılım geliştirme gibi alanlar için kritik temel taşları olmuştur.Çocuklarınbilişsel gelişimine (mekânsal farkındalık, problem çözme ve mantık) daha somut ve kalıcı katkılar sunan Tetris Oyunu’nun aksine Pac-Man, çocukların motor becerilerini (hızlı refleks, koordinasyon) ve anlık karar alma yeteneklerini geliştirmede etkilidir. Düşük yoğunluklu şiddeti barındıran Pac-Man Oyunu’nda, ötekileştirme ve düşmanlaştırma eğilimi, temel var olma savaşımı için gerekirse karşındakini yok etme eğilimi güçlendirilmektedir. Yok eden, yok edilebilir. Bu sebeple, her zaman dikkatli olunmalıdır. Oyun boyunca, blokların nereye, nasıl, hangi şekilde düşebileceğinin kestirimini gerekli kılan Tetris,soyut düşünme temeli oluşturur. Fiziksel (ahşap) Tetris versiyonları, ince motor becerilerini daha da geliştirir. Ancak, Pac-Man somutlamayı güçlendirir. Labirentte karşınıza çıkabilecek düşmanlara karşı her an tetikte olunmalı, gerekirse tehlikelerin üzerine gitmek, sorunu çözmek yerine tehlikeli unsurlardan kaçmalı, kaçınmalıdır. Bu bağlamda, Pac-Man motor becerileri ve tepki hızını geliştiren bir oyun olmuştur.Yoğun baskı altında hızlı ve etkili kararlar alma pratiği, dikkati dağıtan unsurlara karşı odaklanma, hız ve patronların istediği doğru, hızlı kararlarıalmayı, görevlerdeki performansı destekleyebilecek niteliktedir.
Kısacası; daha akıllıca planlama yapmak ve zihninizi yoğunlaştırmak için Tetris, daha hızlı kararlar almak ve reflekslerinizi eğitmek için Pac-Man oyunları tasarlanmış gibidir. Her iki oyun da zamanın ruhunu yansıtan oyunlar olmuştur. Ancak, Tetris, “Rus ruhu”nu ve Sovyetler Birliği’nin kurmaya çalıştığı düzeni özetleyen bir oyundur.
Sovyetler Birliği'nin Tetris Melodisiyle Düzenlenmiş Tam Tarihi(Complete History of The Soviet Union, Arranged to The Melody of Tetris)

2009 yılına gelindiğinde, popülerliğini eskisi kadar koruyamayan “Tetris”, hicivli şarkılar yapan bir İngiliz müzik topluluğu Pig With the Face of a Boy (ÇocukYüzlüDomuz) tarafından yeniden hatırlanır. Bu topluluk, Sırbistan’da, Kosova’da, Kafkasya’da yeniden NATO’ya kafa tutmaya başlayan ve onu dize getirmeye başlayan Putin dönemi Rusyası’nı eleştirmek için; “Sovyetler Birliği'nin Tetris Melodisiyle Düzenlenmiş Tam Tarihi (Complete History of The Soviet Union, Arranged to The Melody of Tetris) adıyla bir beste yaparlar. "La La Ha Ha" albümünde bu şarkıya ve Youtube’ta da bu şarkının komik, hicivli klibine yer verirler. Grup, bu klip ve şarkı sayesinde tüm dünyada ün kazanır. "Complete History of The Soviet Union, Arranged to The Melody of Tetris", bilindik bir melodi üzerine kurulmuş, Sovyet tarihini mizahi ve metaforik bir dille anlatan, zekice yazılmış bir şarkıdır.
"A Complete History of the Soviet Union, Through the Eyes of a Humble Worker, Arranged to the Melody of Tetris" (Bir Mütevazı İşçinin Gözünden, Tetris Melodisiyle Düzenlenmiş Sovyetler Birliği'nin Tam Tarihi) adıyla da çeşitli internet sitelerinde şarkıları ve klipleri yayınlanır. Şarkının tamamı, klasik Tetris video oyununun meşhur ana melodisi olan Rus halk şarkısı "Korobeiniki"nin ezgisi üzerine yazılmıştır. Şarkı, Sovyetler Birliği'nin tarihini (Bolşevik Devrimi'nden Gorbaçov ve sonrasına kadar) anlatır. Ancak bunu, "blokları düzenleyen adam" ("I am the man who arranges the blocks") adında hayali, sıradan bir işçinin bakış açısıyla yapar: İşçi, hayatı boyunca sürekli yukarıdan düşen blokları (Tetris parçalarını) düzenlemek zorundadır. Bu bloklar, Sovyet rejiminin sürekli değişen politikalarını, planlarını ve zorluklarını simgeler. Şarkının klibinde Lenin'in kolektivizmi, Stalin'in NEP(5 Yıllık Planlı Yeni Ekonomi Dönemi) Uzay Yarışı, Soğuk Savaş gerginlikleri ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonraki karışıklıklar gibi tarihi olaylara göndermelerde bulunulmuştur.
Şarkının temel karakteri, hayatı boyunca sürekli düşen blokları düzenlemek zorunda olan bir işçidir. Bu "bloklar", Sovyet rejiminin halka dayattığı sürekli değişen görevleri, ideolojileri ve zorlukları temsil eder. Şarkının tonu esprili, yer yer karanlık bir mizah içerir ve absürttür. Basit bir oyun melodisi üzerine ağır tarihi olayları anlatması tezat yaratır.
YouTube'da en popüler versiyonlarında genellikle şarkıyı söyleyen grubun üyeleri veya basit bir sahne düzeni bulunur. Ancak parçanın kendisi, akılda kalıcı melodisi ve yaratıcı sözleri sayesinde ünlenmiştir. Çoğu dinleyicidinlerken şarkının sözlerine uygun olarak sürekli blok düşüren bir Tetris Oyunu’nu hayal eder. Tetris Oyunu’na paralel olarak, Rus tarihinin liderlerin tarihi olduğunu, parçalar değişse de sistemin Rusya’da hiçbir zaman değişmediğini izleyici ve dinleyiciler anlar. Çar Romanov’un yerine Lenin’in, Lenin’in yerine Stalin’in, Gorbaçov’un yerine Yeltsin’in, en nihayetinde adeta yeni bir çar gibi iktidara gelip iktidardan ayrılmayan Putin’in gelmesi, sıradan Rus halkının durumunu değiştirmez. Bloklar düşmeye, değişmeye devam eder, ancak halkın yazgısı değişmemiştir. Muktedirlerin gözünden dünyayı algılamak zorunda kalan Rus halkı, bin yıllık tarihi boyunca her türlü acıyı, çileyi görmüştür. Sistemi yeniden yeniden benzer biçimlerde inşa etmiştir. Ancak, tarih boyunca kendisine ne istediği hiçbir zaman sorulmamış, özgürlük ve bağımsızlığın ne olduğunu kavrayamamıştır. Yeltsin Dönemi Rusyası’nda yaşanan karmaşa ve büyük buhran döneminde ise artık Pac-Man Oyunu’nda olduğu gibi tüm Ruslar, “ye, parçala, yok et, daha çok tüket” şiarıyla hareket etmeye başlamıştır.
Şarkı, Çarlık Rusyası'nda eşitsizlik vurgusuyla başlar. Devrim öncesi Rusya'daki derin sınıf farkları ve yoksul işçi sınıfının ağır çalışma koşulları bir işçinin gözünden anlatılır. Çar ve aristokrasi lüks içinde yaşarken, halk sefalet içindedir. Tetris Oyunu’ndaki gibi blok metaforu kullanılarak, işçinin sıradan ama bitmek bilmeyen ve zorunlu görevinin ilk ifadesi dinleyici-izleyiciye sunulur. Devletin çizdiği kadere boyun eğmek, zorluklara katlanmak zorundadır. Ancak, 1917 Ekim Devrimi, işçinin imdadına yetişir: Bolşevikler, iktidarı ele geçirir, Çarlık rejimi yıkılır ve Sovyetler kurulur. Yeni rejimin simgeleri orak ve çekiç, işçi için umudun simgeleri olur. Zamanla kolektivizminşa edilmeye başlanır. Özel mülkiyetin kaldırılması ve üretimin devlete devredilmesi, yani komünizmin idealist vaatleri işçi için zorunlu, yeni umutların kaynaklarıdır. İşçi, bu yeni kolektif düzenin "bloklarını" düzenlemek zorundadır. Gel gelelim, Stalin’in pos bıyığı yaşamın her alanına girmeye başlamıştır. Stalin kültü güçlenmekte, gelen gideni aratmaya başlamaktadır. Korku ve propaganda Rus gündelik hayatına hâkim olmaya başlamıştır. Şarkıda geçen "söyle, yoksa ne olacağını bilirsin" dizesi, Büyük Temizlik ve siyasi baskıları ima eder. Çok geçmeden Stalin’in hızlı sanayileşme ve kolektivizasyon hedefleri (Beş Yıllık Planlar) gündeme gelir. "Birbirine uymayan bloklar" ifadesi, bu dönemdeki merkezi planlamanın verimsizliğini, koordinasyonsuzluğunu ve kalitesizliğini hicveder.II. Dünya Savaşı'nda Nazilere karşı kazanılan zafer ve ardından hızla başlayan Soğuk Savaş gerginliği ve ABD ile olan nükleer rekabet, işçi için blokları yeni biçimlerde dizmeyi zorunlu kılar.1950'ler ve 60'larda SSCB’nin ABD ile girdiği bilimsel ve teknolojik rekabet, özellikle uzaya ilk insanı (Yuri Gagarin) gönderme çabaları, işçi için yeni umutların canlanmasını sağlar. Gelgelelim bütün bu çabalar, 1980’li yılların karaborsa kuyruklarında boşa çıkarılmıştır. Berlin Duvarı çöker (1989),işçinin tüm hayatı boyunca kurmaya çalıştığı her şey (Büyük Sovyet Sistemi) çözülmeye başlar. Bu, Gorbaçov'un Perestroyka (Yeniden Yapılanma) ve Glasnost (Açıklık) politikalarının ardından gelen hızlı değişim başlamıştır. 1991 yılında Gorbaçov'a karşı hem muhafazakâr hem de radikal kesimlerden gelen tepkilerle SSCB'nin resmen dağılmasına yol açan süreç başlar. İşçi, oluşmakta olan yeni blokları yerlerine yerleştirmeye hazırlanır. Sovyetler Birliği sonrası dönemde ise kapitalizm ve oligarşi Rusya’ya hâkim olmaya başlamıştır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rusya’ya gelen serbest piyasa ekonomisinin en yozlaşmış hali yaşanmaktadır. İşçi, kolektif ideallerin yeriniyolsuzluk ve aşırı bireysel zenginleşmenin almasını eleştirir. Alkolik Boris Yeltsin’in yarattığı hedonist, kaotik düzene alternatif yeni vaatlerle modern, yeni Rusya’nın kurucusu olarak Putin ufukta görülür.
Artık en nihayetinde oyun bitmekte midir? Putin’le birlikte Ruslar, tarih boyunca yaşadıklarının benzerlerini tekrar tekrar yaşamaya mahkûm mudurlar? İşçi, yeni blokları, yeni muktedirin buyurduğu şekilde, en uygun yere yerleştirmeye devam mı edecektir? Bu ise henüz belirsizliğini korumaktadır.
Sovyet tarihini mizahi ve metaforik bir dille anlatan, zekice yazılmış bu şarkının sözleri adım adım süreci tanımlarken belki de yolun sonuna gelindiğini “Game Over” diyerek ilan eder: “Moskova’ya zenginlik aramak için geldim/Ama beni ölene kadar çalıştırıyorlar/Burjuvazinin işi çok kolay/Çar ekmeğine altın sürüyor/Yukarıdan düşmeye devam eden blokları düzenleyen adamım ben/Yaşasın Lenin, Çar'ı öldürün!/Orağı ve yıldızı selamlıyoruz!/Tabağınızdaki yiyecek artık devlete ait/Barış ve sevginin kolektif rejimi/Yaşasın Stalin! O sizi seviyor! / Bu sözleri söyle, yoksa ne yapacağını bilirsin /Kazakistan'daki adamların yaptığı/Blokları düzenleyen adamım ben/İki hafta geç geliyorlar ve birbirine uymuyorlar/Ama Stalin'in beş yıllık planı için çalışıyoruz/Nazileri uzak tutacak/Tankları düzenleyen adamım ben/Führer öldü ve Avrupa kıpkırmızı! /Tüm silahlarımızı ABD'ye doğrultalım./Çok gizli bir üs inşa eden/ Blokları düzenleyen adamım ben/Yaşa Varol SSCB!/ Adamlarımızı uzaya gönderiyoruz/Bir duvar inşa ederken/ Gözlerinin önünde kayboluyorsa bunun ne anlamı var?/Belki de Gorbaçov'u devirsek daha iyi olurdu/Piyasalar artık serbest!/ Benim için ne kadar çok para! /Söyleyin bana, neden barış ve sevgiyi umursayayım?/ ABD bize kristal met (uyuşturucu) verdi / Ve Yeltsin kendini içerek öldürdü / Ama şimdi Putin darbe vurdu / Peki sizce kim kazanacak?/ Belki de Game Over (oyun bitti)”
"Complete History Of The Soviet Union, Arranged To The Melody Of Tetris Klibi:https://www.youtube.com/watch?v=hWTFG3J1CP8&list=RDhWTFG3J1CP8&start_radio=1

"La La Ha Ha" Albüm Kapağı

“Bir Mütevazı İşçinin Gözünden, Tetris Melodisiyle Düzenlenmiş Sovyetler Birliği'nin Tam Tarihi” Klibinden Bir Görüntü

ABD’deki Tetris Oyununun Atari Kutusu

Yorum
Aydın Hocam yazınızı büyük…
Aydın Hocam yazınızı büyük bir ilgi ile okudum. Tetris ile pacman'i hiç böyle değerlendirmemiştim. Hayatımızın içine yerleşen bu iki oyunun geliştirdiği becerileri düzenlerin aradığı insan tipi bağlamında çözümlemek benim açımdan ilham verici nitelikte. Rus Kukla Tiyatrosu yazınızı da ilgi ile okudum yeni yazılarınızı heyecanla bekliyoruz. Tarih öğrencilerine eşsiz bir ilham kaynağı kazandırmışsınız. Var mıdır bilmiyorum ama Bilgisayar Oyunlarının tarihi çalışması ilgi çekici olabilir. Kalemine emeğine sağlık Aydın hocam.
Yine farklı bir bakış açısı…
Yine farklı bir bakış açısı yine okuması keyifli bir anlatım... Emeğinize kaleminize sağlık.
Tarih, Felsefe ve Oyun
Soyutlama ve somutlamayı iki farklı oyun ve belki de iki farklı sistem açısından ele almak oldukça yaratıcı. İki farklı felsefi bakış açısınının insan ve toplum üzerindeki etkisini de basma kalıp ezberlere göre değil, nesnel örneklere dayalı açıklamak da büyük iş. Aydın Hoca daha çok yazmalı.
Yeni yorum ekle